3.8.08

etkileyen aşk romanları

Öykücü'nün yanıtladığı sobeleri okurken "Beni de, beni de sobelemiş olsa" diye içimden geçirmiyor değilim.

"En çok etkileyen aşk romanları" bana göre bir sobe değil. Zira roman okumayı pek sevmeyen biriyim ben. Fakat aşk ile ilgili ilk üç kitabımı sıralayabilirim düşünmeksizin. Şu günlerde bir miktar meşgul olduğum için ertelemek zorunda kaldığım için senden özür dilerim Öykücüm.

İlki, ortaokul yıllarımda okuduğum "Dilan"dır. Babamın sevgili arkadaşı ve Bilge'nin "Omar Bey"i Ömer Polat'ın, romanında anlattığı Dilan ile Mirkan'ın kısacık aşkı, okuduğum zaman beni derinden etkilemişti. Filmini izlediğimde ise, Mirkan'ın at üzerinde köyüne dönen cansız bedeni ergen kalbimi ziyadesiyle burkmuştu. Sadece bir bakıştan doğan aşkları ve ardından gelen üzücü olaylar ile nihayetinde mutsuz sonu ile "Dilan", içeriğindeki aşkın beni etkilediği ilk kitaptır.

İkincisi Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı "İlyada"sıdır. Mitolojiye merakımın giderek arttığı, internetsiz dünyada bilgilenmenin tek yolunun kitap okumak olduğu yıllarda edindip okuduğum ve aynı yaz Çanakkale'de Truva'yı gezerken hayranlığımın arttığı bir hikayedir bu. Bunca acının çekilmesine neden olan Helen de Dilan gibi sinema filminde canlandırılmıştır. Her ikisi boyutları farklı da olsa birer trajedinin kahramanıdır.

Üçüncü etkileyici kitap, Can Dündar'ın "Yüzyılın Aşkları"dır. Bu kitapta Can Dündar'ın romantik anlatım tarzıyla desteklenen gözalıcı aşkları okurken, etkilenmemek imkansız. Fakat bu kitabın içinde de yer alan bir aşk vardır ki, henüz kitabı okumadan beni sarsmıştır. Kitapta bu anıya değinilmiş miydi şu anda anımsamıyorum ancak kitapta aşkları anlatılan kahramalanlardandı Melih Kibar ile Çiğdem Talu.

Melih Kibar, yurtdışındadır. Bulunduğu mekanda bir piyano, dışarıda ise muazzam bir yağmur ve fırtına vardır. Piyanonun başına oturan Kibar, içinden gelen o muhteşem besteyi kağıda döker. O dönem iletişim araçlarının sunduğu imkan her ne ise bir şekilde Türkiye'deki Talu'ya iletir. Çiğdem Talu, bu yetenekli insanın bestesini dinler ve söz yazar... Melih Kibar'ın ne koşulda, neyi düşünerek yazdığını bilmediği besteye bir de ad verir: İçimdeki Fırtına.

Aşk dendiğinde aklıma ilk gelen bu mükemmel telepatidir. Yüzlerce kilometre uzakta olan iki bedenin içinde yanyana atan bu bir çift kalp...

Beyhan, Kıymet ve Perilikosk'ün birer kitap kurdu olarak memnuniyetle yanıtlayacakları kanaatindeyim :) Fotograf: Anıttepe Lisesi web sayfasından.

5 yorum:

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

sobenin konusu çok güzelmiş ama ben en son ne zaman aşk romanı okumuştum anımsamıyorum :),
şu anda siz kimi kandırıyorsunuz,
Soner yalçın ve bilimum Ergenekon kitapları hatmekteyim ...
eh şöyle bir hafıza yoklaması yapalım o zaman...
sanatçı insanların aşkı bambaşka bir boyut kanımca....

Öykücü dedi ki...

Hiç de gecikmedin Denizcim.Üstelik gecikmiş olsan bile değer zira çok güzel yazmışsın.Melih Kibar Çiğdem Talu bölümünde tüylerim diken diken oldu.

Can Dündar'ın kitabını okumuştum ama bak hiç aklıma gelmedi.Oysa adı bile aşk dolu ve iddialı:))

Benim kadar sobelenmeyi seven biri olman çok güzel.Kimi sobelesem derdi olmuyor.Bir de aslında her sobede senin ne düşündüğünü merak ediyorum.

Çok öptüm.

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

tamamdır cancan şu ara aklım başka şeylerde ama mutlulukla yazacağım..
muckkk

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

İçimdeki Fırtına ile çok güzel bir final yapmışsın. Yıllardır her dinlediğimde başka heyecanlandırır bu harika şarkı. Böyle bir öyküsü olduğunu bilmiyordum. Kitap, okunacaklar listesine alınmıştır...

BeYHaN dedi ki...

görev alınmış, kitaplar belirlenmiştir patron. şimdi sıra ilham abla da. kapımı çalmasını bekliyorum. (ilham gibi bir duygu ancak kadın ismi olabilir ne sandın?)