20.3.08

Dünyayı Güzellik Kurtaracak


Önemli bir konuda kampanya burada başlatılmış. Devletşah da beni davet etmiş konu hakkında yazmak için.

Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Kanunen reşit olduğu ispat edilmediği sürece... Ama 18 yaşından küçükler çalıştırılır, evlendirilir, dilendirilir, okula gönderilmeyebilir, eline silah verilebilir, gerekirse "kanunen reşit olduğu ispat edilir" ve cezası kesilir. Her konudaki çocuk istismarını durdurun. Sağlıklı beslenmek, mevsime göre giysiler giymek, yaşına göre oyuncaklarla oynamak, sevgi ile büyütülmek, okula gitmek, bir işte çalışmamak her çocuğun hakkı.

Çocukluğumda dinlediğim şarkının o ve bugünkü anlamlarına gelince. "İlk" şarkı diyebileceğim bir şarkı yok, aklıma gelen ilk şarkı hakkında düşüneyim o zaman...

"Kalk artık sabah oldu,
Bütün lambalar söndü
Uykunun tadı kaçtı,
Uyku vakti yaklaştı."


Çocukken neşe içinde söylediğim bu okul şarkısını şimdi kızımı uyandırırken söylüyorum. Yorganın altına kaçtığı gün anladım ki, uykunun tadı kaçmaz...

Şarkı konusunu bilmem ama bu mim ile ilgili sobeleyebileceğim ilk kişi Kıymet. Zira kendisinin çocuk sömürüsü konusunda güzel bir yazı yazacağını düşünüyorum. Devletşah, anneleri sobelemişti, ben de Kıymet'ten sonra geleceğin annelerini; Nymphea, Öykücü ve Beyhan'ı konuya bloglarında yer vermeye davet ediyorum. Kabul ederlerse.

18.3.08

18 Mart




Babam ve annem, bizi Çanakkale'ye götürdüğünde; savaşın, başarının, ölümün, azmin, inancın, zaferin, hasretin, yokluğun, yok oluşun, varoluşun, acının, sevincin ve gururun olduğunu anlamıştım.

Beni en çok etkileyen görüntülerinin başında, havada birbiriyle çarpışmış vaziyette bulunan mermiler gelmişti. Mermiler o denli çoktu ki, hedefe ulaşmadan birbirine saplanıyordu. O gün hafızamla çektiğim fotoğraf, yıllar boyu silinmedi.

Ve Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün şu sözü, beni her defasında gözyaşlarına boğmuştur:

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçikle yanyana koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."(*)

Bu sözü içtenlikle söylemiş bir lidere sahip olmuş olmanın verdiği gurur ile, "Bastığın yeri 'toprak' diyerek geçme, tanı." dizesinin iç ses olarak her adıma eşlik ettiği; bir milletin zaferini, inancını, birliğini, gücünü gözler önüne seren Gelibolu'yu çocuklarımıza gezdirmeliyiz. Ülkemizi seviyorsak ve çocuklarımızı birer vatansever olarak yetiştirmek istiyorsak...

---------------------------
fotoğraf: Paşanınyeri
(*) Uluğ İğdemir, Atatürk ve Anzaklar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1985, s. 6.