sobe
Periliköşk'cüğüm beni sobelemiş...
Ben küçükken; "Annem becerik değil. Bana kardeş doğuramıyor." diye herkese dert yanmışım ve annem bana cevabını en güzel şekilde vermiş :)
Aslında ben; Periliköşk beni sobelese de, yazsam diye bekliyordum :)
Aslında ben; saçımı kısacık kestirmek istiyorum. Çok rahat ediyorum, kafamın şekline yakıştığını düşünüyorum. Ancak sonra uzatmaya karar verince o geçiş dönemi korkunç oluyor. Hem de kendime özen göstermem gerekiyor. O yürek de bende yok şu aralar.
İlk kopyamı; anneme bir velisinin Almanya'dan getirdiği bir boyama kitabından çektim. Beyaz parşömen kağıdı üzerine koyar, kurşun kalemle alttakinin konturundan gider, böylece aynı resimden dilediğim kadar boyayabilirdim :)
En saçma huyum; birkaç kilo vereceğim diye yeni pantolon almamamdır. Bu sobeyi Öykücü'de okuduğumda, ben de sobelenirsem aynı cevabı vereceğimi yazmıştım. Bir de kızların "Nasıl oldu?" diye kafalarını kabine daldırıp bakmalarından nefret ettiğim için kimi zaman giysi denemekten hoşlanmam.
Cep telefonum; şurada da görülen telefondur. Telefonun markasını bilirim, modelini bilmem. Model numaralarını öğrenip ezberlemek yerine, hafızamda telefon numaralarını tutmayı tercih ederim. Cep telefonu benim için aramak istediğimde aramaya yarayan bir nesnedir. Fotoğraf çekiyor mu, bluetooth özelliği var mı, mp3 çalar mı çalmaz mı benim için önemli değildir. Bunu da bir önceki arızalandığında piyasadaki en ucuz ürün olduğu için almıştık. Pek özelliği yok, olsa da istemem...
Aşk bence; anneannemin radyodan bir Türk Sanat Müziği parçasını dinlerken mırıldanması, mırıldanırken birden gözlerinin dolup "Halit Bey çok güzel söylerdi bunu... Canım benim..." diyerek yanaklarından usulca, damla damla yaşların süzülmesidir. Halit Bey benim dedemdir.
En sevdiğim bloglar; sevdiğim bloglardır.
Yanıtlamak isterlerse; Beyhan, Kıymet ve Delfina'ya gönderiyorum.








