29.11.07

sobe

Periliköşk'cüğüm beni sobelemiş...

Ben küçükken; "Annem becerik değil. Bana kardeş doğuramıyor." diye herkese dert yanmışım ve annem bana cevabını en güzel şekilde vermiş :)

Aslında ben; Periliköşk beni sobelese de, yazsam diye bekliyordum :)

Aslında ben; saçımı kısacık kestirmek istiyorum. Çok rahat ediyorum, kafamın şekline yakıştığını düşünüyorum. Ancak sonra uzatmaya karar verince o geçiş dönemi korkunç oluyor. Hem de kendime özen göstermem gerekiyor. O yürek de bende yok şu aralar.

İlk kopyamı; anneme bir velisinin Almanya'dan getirdiği bir boyama kitabından çektim. Beyaz parşömen kağıdı üzerine koyar, kurşun kalemle alttakinin konturundan gider, böylece aynı resimden dilediğim kadar boyayabilirdim :)

En saçma huyum; birkaç kilo vereceğim diye yeni pantolon almamamdır. Bu sobeyi Öykücü'de okuduğumda, ben de sobelenirsem aynı cevabı vereceğimi yazmıştım. Bir de kızların "Nasıl oldu?" diye kafalarını kabine daldırıp bakmalarından nefret ettiğim için kimi zaman giysi denemekten hoşlanmam.

Cep telefonum; şurada da görülen telefondur. Telefonun markasını bilirim, modelini bilmem. Model numaralarını öğrenip ezberlemek yerine, hafızamda telefon numaralarını tutmayı tercih ederim. Cep telefonu benim için aramak istediğimde aramaya yarayan bir nesnedir. Fotoğraf çekiyor mu, bluetooth özelliği var mı, mp3 çalar mı çalmaz mı benim için önemli değildir. Bunu da bir önceki arızalandığında piyasadaki en ucuz ürün olduğu için almıştık. Pek özelliği yok, olsa da istemem...

Aşk bence; anneannemin radyodan bir Türk Sanat Müziği parçasını dinlerken mırıldanması, mırıldanırken birden gözlerinin dolup "Halit Bey çok güzel söylerdi bunu... Canım benim..." diyerek yanaklarından usulca, damla damla yaşların süzülmesidir. Halit Bey benim dedemdir.

En sevdiğim bloglar; sevdiğim bloglardır.

Yanıtlamak isterlerse; Beyhan, Kıymet ve Delfina'ya gönderiyorum.

24.11.07

24 Kasım


İnsanın iki tane bloga sahip olması, birisinde yazamadıklarını diğerinde yazabilmesine imkan veriyor. İnsanım ben de, paylaşmak istiyorum, yazmak, çizmek kimi zaman haykırmak istiyorum.

Bu bir günah çıkarma değil elbette. Büyüleyen Mutfak Kokusu'nun adını, kardeşim çizimini yapıp da sayfasına koyduğunda duydum. Çizimdeki kadın; enerjik, neşe dolu ve kilosuyla barışık birisini çağrıştırdı bana.

Halam "İnternetten tarif ararken, bir sayfa buldum. Benim gibi tombiş bir kadın vardı baş tarafında. Elinde de sihir sopası vardı. Aa bir baktım Bengi'nin adı var üzerinde, o mu çizdi?" diye sorduğunda, internetin ne kadar büyük ama bir o kadar da küçük olduğunu düşünmüştüm.

Halamın, yeğeni ile tanışıklığı olduğunu bilmeden sayfaya ulaşması, okuması beni heyecanlandırmıştı. Her aklıma geldiğinde "Esra'ya selam vereyim" dedim durdum. Erteledim, erteledim... Artık öyle bir şansım kalmadı. Kendime çok kızıyorum.

Esra 10 Kasım'da doğmuş. Önemli bir günde doğmuş olmanın çelişkisini yazmış. Çocukken hissettiklerini... Bugün öğrencileri ve görev yerindeki arkadaşları, o çelişkiyi yaşıyorlar sanırım.


Bütün bu olanlar ve yaşananlardan sonra Esra'yı saygı ile anıyorum. Öğretmen olarak verdiği emeklerden ve yetiştirdiği insanlardan dolayı şükranlarımı sunuyorum.


Köy Enstitüsü mezunu dedeciğimin, anneciğimin, teyzemin, üç halamın, artık bu işi yapmasalar da eşimin ve Beyhan'ın, ayrıca Periliköşk'ün, Biyonikkedi'nin ve öğretmen olduğunu bilmediğim ya da bildiğim halde unuttuğum tüm arkadaşların günlerini kutluyorum.

23.11.07

Güle güle Esra

"Bu keki gelecek tarif diye koydum kenara ama, sıra gelene kadar kokacaktı nerdeyse ben bişey olmadan size tarifini vereyim diye düşündüm... :):) Tarifi vereyim ki sanırım bir müddet bloğumla ilgilenemeyeceğim..."

Hayat beklenmedik haberlerle dolu. Bugün de bir haber aldım.
Şaşırdım...İnanamadım, çok çok çok üzüldüm...

Ölüm hayatın gerçeği... Bugün var yarın yok olduğumuzun işareti. Ama genç ölüm çok acı...

Esra; huzur içinde, nur içinde uyu... Seni sevenlerin kalbinde hep varolacağından şüphem yok. Ailesine ve öğrencilerine sabırlar dilerim.

Sanal dünyanın gerçek duyguları, http://esranintaziyedefteri.blogspot.com/ 'da kelimelere dökülüyor.

14.11.07

nesneler


ISIG serisinin desen uyumu, üstelik hediye çantalarının da aynı deseni taşıması hoş bir ayrıntı. 21 cm boyundaki minik kırmızı fener, kalbimi çaldı.

10.11.07

saygı ve şükranla anıyorum


Orijinal fotoğraf renklendirilmiştir.