24.6.07

Ara

23.6.07

oyuncaklar


Bilge, abisini pek sever. Her gittiği yerde unutmadan anlatır. "Benim abim var ama annemin karnından çıkmadı." der. İlk duyan önce bir şaşırır, acaba bu abi de kim diye düşünür. Sonra ben "Komşumuzun oğlu" derim de, olay aydınlanır.
İkea'nın açıldığı sene annesi abiye tahta tren seti almıştı. Bilge de abisiyle oynamış ve "Anneciğim bana da alır mısın?" diye tüm kibarlığıyla sormuştu. Geçen yaz İzmir'de İkea'ya girer girmez ilk tren setine yönelmiştim. Ancak olaylar şöyle gelişmişti. Şimdi sever mi, görse gene ister mi bilmiyorum. Treni bulamayınca dedesi ona yukarıdaki kediden almıştı. Tüyleri gerçekten de yumuşacık bu kedi treni anımsattığı için olmalı, ortadan kayboldu :)
Bugün Bilge hasta oldu, ateşi çıktı. Az önce düştü. Sürekli ateş ölçmekten, gerilmekten, uykusuzluktan çatlamak üzereyken bir de Tefal buhar makinesi bozuldu. Bu ikinci bozuluşu ve gerçekten ihtiyacım olan ikinci gündü. Hani herşeyi düşünüyordun Tefal? Sevgili Gorki'nin eşi, Fransız malları ile ilgili düşüncelerinde kesinlikle haklı...

20.6.07

eskimeyen eskiler

Bahar gelmeden yaz geldi, ruh halleri birbirine karıştı. Baktııııım baktım, bir türlü hangisini beğenebileceğime karar veremedim. Herbirini teker teker hayal ettim salonumda. Hatta sadece salonda değil, boş duran antreme bile bir köşe yaptım. Çok hoşuma gittiler, özellikle altlarını temizlemek çok pratik. 110 kiloluk kanepemden kurtulursam, evime yerini değiştirmek kolay olan bu koltuklardan alacağım. Salondakiler eskimediler, daha 5 yıllıklar. Ne çabuk bıktım... Kirazlılar nostaljik geldi, eskiden evimizde kirazlı kanepelerimiz vardı.

19.6.07

nerede?


Kıymet sormuş, ben söyleyeyim. İstanbul'daki gibi ulaşılması için kıta değiştirmek gerekmeyen İkea Ankara 2008 Sonbaharında cüzdanlarımızı boşaltmak üzere hizmete başlıyor. Habere göre araziyi tahmin edecek olursak kabaca yukarıdaki sonuç çıkıyor. İlk günler gidilmesi imkanlı görünmeyen mağazanın Ümraniye'deki açılışında oluşan kuyrukları dikkatli bakarsanız görebilirsiniz :)

14.6.07

gözleme vakti

Şimdi farkediyorum ki, neredeyse tüm saatleri 10:09 şeklinde ayarlamışlar. Demek saatlerin en gösterişli pozu verdiği an bu imiş. Evimizde bir duvar saati yok. Bembi'nin evindeki duvar saatinin ebadından sonra, diğerlerine saati bile denmez ama, ORIGINAL adlı saat bizim duvarımızda uyabilir. Buyruğa boyun eğmediği için PUGG en fazla saygıyı hakediyor :) Çünkü 08:22'yi göstermeyi tercih etmiş. Objektife bakmayı reddetmiş gibi...

6.6.07

kutu kutu pense

Kutular, evimizde düzeni sağlayan ve döküntülerimi gizlediğimiz dekorasyon unsurları. Kutu yapmak pek basit aslında. Kartondan ya da boş bir ayakkabı kutusundan, dilediğimiz renk ve desende kendi kutumuzu tasarlamak gayet kolay. Üzerini vernikledikten sonra kullanabileceğimiz bu kurtarıcılara, evimizin her köşesinde yer verebiliriz.

2.6.07

saksılar

Ömrüm boyunca evin içinde çiçek bakamadım. Kuruttum, soldurdum, ama bakabilenlere ve golf sevenlere, saksı serisi :)

Sular kesilecek. Çimlerimizi bu sene hortumla hiç sulamadım. Eşim girişte el yıkadığımız lavabomuzun hortumunu damacanaya geçirdi. Bu damacana elbette iade edilen ya da doldurulan bir damacana değil, tek kullanımlık pet damacana :) Dün yarısına kadar dolan bu damacanayla 8 tane ağacımızı suladık. Bu sene sadece mutfak lavabosundan sebze meyve yıkarken leğende biriken sularla çimlerimizi suladığımızı düşünürsek, Ankara'nın su sıkıntısına, ve Dünyanın su kaynaklarını tüketimi konusunda doğru bir yolda olduğumuza karar verdim... Ama ben sadece yaşadığım yeri görüyorum ve insanların bencilliğine hayret ediyorum. Ankara Barış sitesinde yaşayan insanlar suyu hava gibi kullanıyor, yeni çim ekiyor, saatlerce bahçe suluyorlar. Belediye'nin almış olduğu "sulama yasağı" konusunda bilgisi olan ve bunun cezai müeyyidesini bilen arkadaşların bana iletmesini rica ediyorum. Başkalarının bizim içeceğimiz suyla yeşil bahçeleri izlemesini istemiyorum.